Neler Yapıyoruz ?

DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİ

Duyu bütünleme, kişinin vücudunu çevreye uygun bir şekilde kullanmasını mümkün kılan bir nörolojik işlemdir. Başka bir deyişle, kişinin vücudundan ve çevresinden gelen duysal, yani duyuyla alınan bilgileri organize etme becerisidir.
Duyu bütünleme, beyin ve davranış ilişkileri üzerine odaklanır. Dolayısıyla duyu bütünleme ile öğrenme arasında bir bağlantı vardır. Duyu bütünleme bozukluğu yaşayan bireylerde, öğrenme ve davranış, normal dışı bir gelişim seyri gösterir. Bu sebeple çocuklardaki problemin sebebinin duyulardan mı duygulardan mı kaynaklandığının tespiti çok önemlidir. Ve bu tespit aşamasında en büyük görev uzmanlara düşer.
Öğrenmenin temelinde yer alan ve duyu bütünleme bozuklukları arasında en çok problem görülen duyular; vücudumuzun denge merkezi olan vestibuler duyu, kas eklem sistemimiz olan ve özduyum da diyebileceğimiz proprioseptif duyu ve iç organlarımızdan aldığımız uyaranları vücudumuzdan beynimize gönderen interoseptif duyu, yani içsel duyudur.

Nedenleri

Genetik faktörler, değişen yaşam koşulları, şehirleşmenin artması ve şehirleşmenin sosyalleşmenin önüne geçmesi, park ve sokakların olmaması son yıllarda bu sorunu yaşayan çocukların artmasında en önemli etkenler arasındadır. Zihinsel olarak normal gelişim gösteren çocuklarda da duyu bütünleme sorunları gözlenebilir. Daha çok evde kapalı büyüyen, teknolojik cihazlarla erken yaşta tanışan ve etkileşim temelli oyun oynanmayan çocuklarda daha sık görülür.

Tedavi Alanları

Duyu Bütünleme Terapisi’nin tedavi alanları; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dil ve konuşma sorunları, öğrenme bozukluğu, normal dışı gelişim, gelişimsel koordinasyon bozukluğu, otizm, down sendromu, cerebral palsy, yeme sorunları, uyku sorunları ve sosyalleşme sorunları.
Duyu Bütünleme Terapisi pediatrik fizyoterapi ve ergoterapi hizmetlerinden biridir. Uygun tedavinin belirlenmesi ile genellikle olumlu sonuçlar elde edilir.

DUYUSAL VE MOTOR GELİŞİM TAKİBİ

Normal gelişim gösteren çocuklarda duyusal gelişimin ve destek olunması gereken motor becerilerin tespiti ve uygun fiziksel aktivite programın belirlenmesini kapsayan takip programıdır. Çocuklarda şu alanlarda gelişim düzeylerini değerlendiriyor ve takip ediyoruz:

0-1 yaş duyu gelişim (Duyusal keşif)

1-3 yaş duyu-motor gelişim (Öz bakım becerileri ve günlük yaşam becerileri)

3-5 yaş algı-motor gelişim (Motor planlama ve olay sıralama)

5 + bilişsel-entelektüel gelişim (Davranış ve öğrenme)

Kurumumuzda ayrıca prematüre bebeklere, düşük doğum ağırlıklı bebeklere ve çoğul doğum ile dünyaya gelen bebeklere fizyoterapi değerlendirmesi yapıyoruz ve ihtiyaç durumuna göre terapi programı hazırlıyoruz.

NÖROGELİŞİMSEL PROBLEMLERİN TEDAVİSİ

Normal dışı gelişim gösteren nörolojik altyapılı çocuklar için geliştirilmiş terapi programlarını içerir. Cerebral Palsy sorunu, genetik sendrom ve nöromotor bozukluklar gibi sebeplerle normal dışı gelişim gösteren çocuklarda fizyoterapi ve ergoterapi tedavileri uygulanır. Bu tedavilerde; motor becerileri, ev ve okul ortamları da dahil günlük yaşam alanlarının düzenlenmesi, günlük yaşam becerilerinin gelişimi, iletişim ve sosyal becerilerin gelişimi gibi alanlarda destek programı sağlanır.

VOJTA TEDAVİSİ

Çekoslavakyalı Çocuk Nöroloğu Vaclav Vojta’nın, 1954 yılında Spastik Diparez sorunu olan bir çocukta denediği bazı uyarıların, çocuğun spastisitesinde değişiklik yaptığını gözleyerek başlattığı bir tedavi yöntemidir.

0-1 yaş arası gelişimi inceleyen Nörolog Vaclav Vojta, bu süreçteki gelişimsel refleks ve hareketleri tespit etmiş, böylece hareket sistemindeki gerilikleri teşhis etmeye yardımcı olan erken tanı yöntemini ortaya atmıştır. Kinezyolojik olarak yaptığı incelemeler sonunda bir bebek için şu gelişim evrelerini tespit etmiştir: 1. Altıncı ayda çift taraflı dönme 2. Sekizinci ayda emekleme 3. Onbirinci aydan itibaren ayakta durmanın başlaması (vertikalizasyon).

Nörolog Vaclav Vojta, böylece 1 yaşın altında tanı konulma ile ilgili öncülük etmiştir. Santral Koordinasyon Bozukluğu Tanısı ile hafiften ağıra doğru çocuklarda ileride yaşanacak motor gecikme ve hareket bozukluklarının olabileceğini rapor ederek, erken tedavi olarak Vojta yöntemini önermiştir. Tedavi, duysal uyarıların aktive edilmesi sonucunda vücutta bazı refleks reaksiyonlar ortaya çıkarma prensibine dayanır.

Nörolog Vaclav Vojta, sonraki yıllarda okul ve okul öncesi çocuklarda birtakım kas manipülasyonları ortaya çıkarmış, daha sonra çalışmalarına Almanya’da devam etmiştir.

Vojta Tedavisi’nin uygulandığı alanlar

1. Basit motor gerilikler,
2. Cerebral palsy,
3. Asimetrik vücut gelişimleri,
4. Doğumsal kol felçleri,
5. Doğumsal boyun eğrilikleri,
6. Kromozom bozuklukları (Down sendromu, diğer sendromlar),
7. Omurga açıklığı (Spina bfida),
8. Kaza sonrasında oluşan felçler,
9. Yetişkin hemipleji (Yarım felç).
10. Doğumsal kas hastalıkları ve vücut bozuklukları (Skolyoz, düşük ayak deformitesi vb)

BOBATH TERAPİSİ

Geçerliliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve günümüzde en çok uygulanan nörogelişimsel tedavi yaklaşımıdır. 1940’lı yıllarda Fizyoterapist Berta Bobath ve eşi Nöropsikiyatrist Karel Bobath tarafından uygulanmaya başlamış olan bu terapi yöntemi, halen gelişmeye açık olan bir yaklaşımdır. Bertha Bobath, “Biz hareketi öğretmiyoruz, hareketi mümkün kılıyoruz” sözüyle tedavi yaklaşımlarını özetlemiştir. Hareketin teşvik edilmesi ve doğru tutuş pozisyonlarının sağlanması ile Bobath Terapisi’nin çocuğun doğasına en yakın tedavi şekli olduğu belirtilir.

Bobath Terapisti, Cerebral Palsy’li çocuklarda sorunun kaynağı olan merkezi sinir sistemi üzerine yoğunlaşır. Çocuğun merkezi sinir sistemini, normal motor gelişim basamakları ile karşılaştırarak çocuğun ihtiyaçlarını belirler. Bobath Terapisti için normal motor gelişim kadar kas tonusu, refleksler, anormal hareket paternleri, duyusal sorunlar, algı ve hafıza gibi parametreler de çok önemlidir. Bu terapide ortez ve adaptif yardımcı cihaz kullanımı çok önemlidir. Bu sayede muhtemel kas sorunlarının azaltılması sağlanır.

Ailenin de dahil olduğu ekip çalışması, bu terapide çok önemli ve etkilidir. Aile, çocuğun gelişim basamakları için ihtiyaç duyduğu eğitimi mutlaka evde de devam ettirmelidir.

Bobath Terapisi’nin ileri aşamasında tedavi; havuz terapi, duyu bütünleme terapisi, atla terapi, kinesiotape ve theratogs gibi yöntemlerle desteklenir.

Kurumumuzda Bobath Terapisi, Bobath Terapisti ünvanı almış olan deneyimli fizyoterapistler tarafından uygulanır.

FLOORTIME PROGRAMI

Floortime; otizm spektrum bozukluğu, down sendromu, dil ve konuşma bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, gelişimsel gerilikler, duygusal ve dürtüsel sorunları olan çocuklar ve onların aileleri için geliştirilmiş bir programdır.
Çocuk Psikiyatristi Dr. Stanley Greenspan’ın “yerde oyun” adını verdiği bu yaklaşımın temel hedefi; ebeveynlerin çocuklarını tanıyıp onlar ile doğru iletişim kurabilmelerini sağlamak ve günlük yaşamda karşılarına çıkan kısıtlılıklarla baş edebilmelerini kolaylaştırmaktır.

Tedavide en etkili teknik: DIR MODELİ

DIR modeli, Floortime tekniğinin yapı taşlarından biridir. Temel hedefi çocuğun sosyal, duygusal ve düşünsel becerilerinin temellerini sağlam atmaktır. DIR modeli ile çocuk için şu üç detaylı değerlendirme ve müdahale programı geliştirilmesi sağlanır:

1 Gelişimsel Bölüm (Development)

Gelişimsel bölümde altı tane fonksiyonel duygusal gelişim basamağı vardır. Çocuk bu basamaklara göre değerlendirilir ve uzmanın gelişimsel olarak hangi basamakta olduğunu görmesini sağlar. Bu altı basamak; regülasyon ve dikkat, birliktelik sağlama, iki yönlü iletişim sağlama, kompleks sosyal problemleri çözme ve davranışların organizasyonu, düşüncelerin temsil edilmesi ve soyut düşünmedir.

2 Bireysel Farklılıklar Bölümü (Individual Differences)

Her çocuğun duygusal açıdan çevresinden aldığı uyaranları işlemesi farklıdır. Bir çocuk seslere karşı aşırı duyarlı veya duyarsız olabilir. Bu bölümde çocuğun duyusal olarak çevresine nasıl cevap/karşılık verdiğine bakılır ve bunları göz önünde bulundurarak çalışma programı hazırlanır.

3 İlişki Temelli Bölüm (Relationship Based)

Eğitmenlerin ve ebeveynlerin çocuğun duygu durumu, gelişimsel seviyesi ve birey farklılıklarına göre çocukla iletişime geçmesidir. Kurulan bu etkileşimle çocuk, zamanla fonksiyonel ve duygusal gelişimde mesafe kat etmeye başlar.

THERAPLAY PROGRAMI

Theraplay bağlanma, özsaygı, başkalarına güven ve neşeli bir bağlılık oluşturmak ve geliştirmek için uygulanan bir çocuk ve aile terapisi yöntemidir. Theraplay; çocuklara hayatlarındaki yetişkinler, diğer çocuklar ve kendi duyguları ile bağlantı kurmakta zorlandıklarında destek vermek amacıyla kullanılan, geçerliliği ve etkinliği kanıtlanmış bir oyun terapisidir. Çocukların hayatlarında sıkıntı yaratabilecek durumlar ve ailevi sorunlar, dünyadaki çocuk sayısı kadar çeşitlidir. Güzel haber, bu sıkıntılı durumlarda başvurulacak ve size destek olacak bir yöntemin var olmasıdır.

Tedavi sürecinde Theraplay terapisti; eğlenceli oyunlar, gelişimsel olarak mücadele gerektiren aktiviteler, şefkatli ve duygusal olarak besleyici çalışmalar aracılığıyla ebeveyn ve çocuğa rehberlik eder. Theraplay terapisti ebeveynlerin, çocuklarına özel gelişim hedeflerini somutlaştırmalarına yardımcı olur. Ayrıca terapist ebeveynlere, bu süreçte aktif katılımcılar olmaları ve çocuklarıyla paylaştıkları seans deneyimlerini ev yaşamlarına aktarmaları konusunda destek verir.

Ebeveyn ve çocuğun bu şekilde birbirlerine bağlanmaları, ebeveynin çocuğun davranışlarını düzenlemesine ve çocuğa sevgi, neşe ve güvenlik duygularını iletmesine yardımcı olur. Çocuğun ise kendini güvende ve kendisiyle ilgilenildiğini hissetmesine, bağlılık ve değerlilik hislerinin gelişimine katkıda bulunur.

Klinik Pilates, reformer isminde özel bir yatak veya zemin üzerinde uygulanır. Klinik Pilates’ten en yüksek verim almanın yolu, egzersiz programına düzenli bir şekilde devam etmek ve pilatesin tanımında bahsi geçen pilates kültürünü benimsemektir.

Klinik Pilates programı, tamamıyla danışanın sağlık sorununa özel olarak fizyoterapistler tarafından planlanır.

ÖZEL EĞİTİM

Özel eğitim; yaşıtlarından belirgin derecede farklılık olduğu tespit edilen çocuk veya gencin gelişmesini ve öğrenmesini destekleyen bir eğitim programıdır. Özel eğitimde; bilişsel, duygusal, fiziksel ve sosyal farklılıkları olan çocuk ve gençlerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir program izlenir. Normal eğitim teknikleri ile beraber özel eğitim yöntemleri uygulanarak çocukların kendi potansiyellerini yakalamaları sağlanır. Özel eğitim desteği veren uzman, danışanların ihtiyaçları doğrultusunda anne-baba, bakım verenler, tıp uzmanları, öğretmen ve diğer alanlarda eğitim uzmanları ile işbirliği halinde olurlar.
Özel eğitimin tedavi alanları; otizm, down sendromu, diğer sendrom hastalıkları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bilişsel gelişim alanında yaşanan sorunlar, duygusal alanda yaşanan sorunlar, dil ve iletişim problemleri, travmatik beyin hasarı, okuma güçlüğü (disleksi), yazma güçlüğü (disgrafi), matematikle ilgili zorluk (diskalkuli), travmatik beyin hasarı, öğrenme alanında yaşanan güçlüklerin tamamı, travmatik beyin hasarı ve ortopedik bozukluklardır.
Özel eğitim ile; gelişimsel farklılık gösteren çocukların, gündelik hayatla ilgili ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve öğrenme ile ilgili becerilerini kazanabilmesi hedeflenir.
Özel eğitimde amaç, çocuğun gelişim ve öğrenme basamaklarında en yüksek oranda yarar görmesini sağlamaktır. Özel eğitim gereksinimi duyan çocukların yeterli ve etkili özel eğitim almaları, ileride eğitim hayatında, iş yaşantısında ve diğer sosyal alanlarda olumlu katkılar sağlar.
Üniversitelerin lisans ve yüksek lisans özel eğitim bölümlerinden mezun olan kişiler özel eğitim desteği verebilirler.

ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSİ TEDAVİLERİ

Çocuk ve ergen psikiyatrisi, tıp fakültelerinin uzmanlık alanlarından biridir. 0-18 yaş arası çocuk ve ergenlerin gelişimsel, ruhsal, bilişsel, akademik ve sosyal alanlarda karşılaştığı zorluklar ile ilgilenir. Genelde psikiyatriste bir sorun olduğu zaman başvurulur, ancak aslında çocuk psikiyatrisi değerlendirmesi için çocukta bir sorunun olması gerekmez. Çocuk doktorlarının çocukları fiziksel gelişimleri açısından takip etmeleri ne kadar önemli ise, çocuk psikiyatristlerinin de ruhsal gelişim takibi yapmaları çok önemlidir. Hastalık ve genetik sendromların erken tanısı açısından, klinik psikologlar, pedagoglar ve psikolojik danışmanların da çocuk psikiyatristleri ile birlikte çalışmaları gerekir.
Çocuk psikiyatristlerinin çalışma alanları şöyledir:
Zeka geriliği, otizm, down sendromu, diğer genetik sendromlar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, konuşma bozuklukları, bebeklik ve çocukluk döneminin tepkisel bağlanma bozukluğu, gelişimsel öğrenme bozukluğu, matematik bozukluğu, okuma bozukluğu (disleksi), yazılı ifade bozukluğu, koordinasyon bozukluğu, tik bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, çocuk ve gençlerde bipolar bozukluk, davranım bozukluğu, atipik yeme bozuklukları, cinsel kimlik bozuklukları, anoreksiya nevroza, enürezis ve enkoprezis gibi boşaltım bozuklukları, çocukluk başlangıçlı şizofreni, çocuk ve gençlerde anksiyete bozukluğu.

DURUŞ BOZUKLUKLARI

Postürde meydana gelen sorunlar, duruş bozukluğu adı altında değerlendirilir. Hatalı duruş alışkanlıkları, ruhsal durumlar sonucu bedende oluşan sorunlar (somatizasyon) ve bedendeki anomaliler duruş bozukluğuna neden olabilir. Omurga eğriliği olarak bilinen skolyoz da bir duruş bozukluğudur. Duruş bozukluklarında en sık görülen belirtiler; omuz ağrıları, kol ağrıları, bel ağrıları, kas yorgunluğu ve kuvvetsizliği, bacak ağrıları, diz veya ayak bileği ağrıları, sinir sıkışmaları, kasların ve bağ dokuların gerilmesidir.

Kurumumuzda belli başlı duruş bozuklukları içinde yer alan lordoz (belde oluşan kavis), posterior pelvic tilt (Kalçanın içe gömülmesi) ve kifoz (kamburluk) tedavileri yapılmaktadır.

Skolyoz Tedavileri

Skolyoz, omurganın değişikliğe uğraması ile meydana gelen eğriliktir. Travma, kas hastalıkları ve doğumsal gelişim bozuklukları gibi çeşitli nedenlere bağlı olduğu belirtilse de skolyoz sorunlarının oldukça büyük bir kısmında neden bilinmez. Skolyozda omurga eğriliği ilerleyebilir, aynı kalabilir veya düzelebilir. Skolyoz tedavisinde cerrahi dışındaki tedaviler konservatif yöntemlerdir.

Skolyoz tedavisinde; bebeklik döneminde yapılan Vojta tedavisi, akupunktur ve schroth tedavileri gibi fizyoterapi yaklaşımları uygulanabilir. Kurumumuzda skolyoz tedavileri olarak Vojta Tedavisi ile beraber şu terapi uygulamaları sertifikalı fizyoterapistler tarafından yapılmaktadır:

3 Boyutlu Schroth Skolyoz Terapisi

Skolyoz omurganın ön-arka, yan ve tepeden olacak şekilde 3 düzlemde değişikliğe uğradığı bir deformite sorunudur. Dolayısıyla tedavilerde de bu 3 düzlemde düzeltici egzersizler uygulanmalıdır. İşte 3 boyutlu tedavi yaklaşımında, omurganın bu 3 düzlemde düzeltici etkisi hedeflenir. 3 boyutlu egzersizlerin temelini, 1920’li yıllarda geliştirilmiş olan Schroth yöntemi oluşturur. Schroth Terapisi, üzerinde en çok çalışma yapılan etkili bir skolyoz tedavi yöntemidir. Almanya’da geliştirilmiş olan Schroth yöntemi, Amerika ve Avrupa’da kabul görmüş bir tedavidir. Schroth yöntemi ile uygulanan egzersizler arasında solunum egzersizleri, proprioseptif uyarılar, doğru duruşu öğrenme ve koruma, farklı denge ve hareket egzersizleri ile eğrilik tarafını düzeltme, denge ve normal hareketi kazandırma egzersizleri vardır. Ayrıca tedavide postür düzeltme ile beraber günlük aktivitelerde doğru postürü koruma amaçlanır. Aile ile işbirliği, tedavide büyük önem taşır. Kurumumuzda 3 boyutlu skolyoz tedavileri arasında yer alan Barcelona Schroth Terapisi (BSPTS) ve Lyon Konsepti de uygulanmaktadır.

Barcelona Schroth Terapisi (BSPTS)

Bilişsel, duyu motor ve kinestetik çalışmalar ile omurga eğriliğini düzeltmeyi amaçlayan bir tedavidir. Bu terapide, postürün tedavisinden sonra hem hastaya ve aileye koruma ile ilgili bilinç kazandırılır hem de günlük yaşamla ilgili farkındalığın kazandırılması sağlanır.

Lyon Konsepti

Dünyadaki en eski metottur. 3 boyutlu skolyoz terapisinde korsenin de dahil edildiği egzersiz tekniğidir.

KLİNİK PİLATES PROGRAMI

Pilates bel, sırt, basen, kalça ve bacak bölgesindeki kasların sıkılaşmasına yarayan bir egzersiz yöntemidir. Kendi sağlık sorunlarının üstesinden gelmek adına Hubertus Joseph Pilates tarafından (1912 yılında) geliştirilmiş fiziksel bir aktivitedir. Pilatesten yarar görmek için, egzersiz sırasında doğru nefes ve odaklanma çok önemlidir. Bunun yanı sıra pilates yapan kişi; vücut, zihin ve ruh dengesini sağlamak adına uygun beslenme, düzenli uyku, temiz ve güneşli havada bol hareket gibi bir hayat tarzının uygulandığı bütünsel bir yaklaşımı benimsemelidir. Tüm bu dikkate alınması gerekenlerin bütününe, aslında pilates kültürü denilebilir.

Günümüzde tüm dünyada en popüler egzersiz yöntemleri arasına girmiş olan pilates kavramını fizik tedavi ve fizyoterapiye ilk entegre eden kişi ise Ortopedi Uzmanı Dr. Henry Jordan’dır (1940 ve sonrası).

Fizyoterapi rehabilitasyonlarında koruyucu egzersiz olarak kullanılan klinik pilates; duruş bozukluklarına, eklem ağrılarına, kronikleşmiş bel, boyun ve sırt ağrılarına yardımcı olur. Standart fizik tedavinin arkasından tamamlayıcı tedavi olarak da kullanılır. Ayrıca obezite hastalığı veya yumuşak doku romatizması olan bireylerde de etkili olan bir tedavi yöntemidir. Kemik sağlığı ve osteoporoz ile ilişkili sağlık risklerinin önlenmesinde de kullanılır. Klinik pilates, tüm günü masa başında geçiren ve dolayısıyla da omurganın yanlış kullanımından kaynaklı sırt, bel ve boyun ağrıları yaşayan ofis çalışanları için de önerilir. Hiçbir sağlık sorunu olmayan ve ilk kez pilatese başlayacak olan bireylerde de muayene sonrasında kişiye özel belirlenen klinik pilates uygulanabilir.

KADIN SAĞLIĞI FİZYOTERAPİSİ

Kadınların yaşam boyu çeşitli dönemlerinde tedavi ve eğitimini kapsayan fizyoterapi alanlarından biridir. Kurumumuzda bu alanla ilgili tedavi başlıkları şunlardır:

– Kadınlarda hamilelik, doğum ve doğum sonrası dönemle ilişkili kas iskelet fonksiyonlarının önlenmesi,
– Hamilelik, doğum, emzirme dönemi ve bebek bakım sürecinde ortaya çıkan kas iskelet sistemi ve ortopedik ağrıların değerlendirme ve tedavisi,
– Emzirme ile ilişkili sorunlarda destek ve ergonomi içeren bakım,
– Sezaryenle doğum sonrası rehabilitasyon,
– Kronik pelvik ağrısını önleme ve tedavi,
– Endometriozis hastalığına bağlı pelvik taban kas problemlerinin tedavisi,
– İdrar kaçırma, mesane ağrısı ve üretral ağrı tedavileri,
– Stresle ilişkili hastalıklarda mental sağlığı iyileştirmeye yarayan fiziksel stratejiler (gevşeme teknikleri),
– Fibromiyalji tedavisi,
– Menopoz sürecindeki değişiklikler için hazırlık ve tedavi,
– Sağlıklı yaşlanma desteği.